|
|
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin Nevruz Bayramı münasebetiyle yaptıkları yazılı basın açıklaması
21 Mart 2008
Balkanlar, Ortadoğu, Avrasya ve Orta Asya’yı kapsayan çok büyük bir coğrafyada milyonlarca soydaşımızın coşku ile kutladığı bir Nevruz Bayramına daha ulaşmış bulunuyoruz.
Yakın tarih içinde yaşadığımız ağır kültürel erozyona ve yabancı kültürlerin yoğun tesirine rağmen, diline, değerlerine ve geleneklerine sahip çıkarak nesilden nesile aktarmayı başaran büyük Türk milleti için Nevruz, sevinci ve kıvancı sınır ötesine de taşan gerçek ve köklü bir milli bayram günüdür.
Anadolu’da yaşadığımız sosyo-kültürel değişim nedeniyle kültürel değerimizi ihmal ettiğimiz bir dönemde, daha yakından tanımaya başladığımız Türk Dünyasında, Nevruz’un nasıl bir heyecana, kaynaşmaya, mutluluğa dönüştüğünü görerek, bu kutlu güne yeniden sarılmamız ve anlamına nüfuz etmemiz hepimiz için sevindirici olmuştur.
Türk kültür coğrafyasında birlik, dirlik, ümit ve kardeşliği sembolize eden Nevruz bayramının bu anlamını, son yıllarda ihanetleriyle yozlaştırmak isteyen mihraklara azız milletimiz izin vermemiş, ne mutlu ki, bu tarihi güne yeniden ve daha büyük bir heyecan ile sahip çıkmasını bilmiştir.
Nevruz, yalnızca yeni bir mevsim döngüsünün, bolluk ve bereketin başlangıcı değil, Türk milleti için geleceği yeniden yorumlamanın; atalet, yılgınlık, korku ve umutsuzluğun geride bırakılarak maddi ve manevi diriliş, doğruluş ve atılımın müjdesidir. Nevruz bu anlayışla kutlanmalı, onun ruhuna aykırı bir şekilde, gerginlik ve huzursuzluk aracı haline getirilmesine fırsat verilmemelidir.
Geçmişle gelecek arasında köprü kuran, sevgi ve kaynaşma ortamında milletimizi birbirine yakınlaştıran, toplumsal birliğimizi güçlendiren bu kültürel zenginliğimizi korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak en önemli görevimiz olmalıdır.
Güzel günlerin habercisi kabul edilen, anlam ve önemine uygun olarak coşkuyla karşıladığımız Nevruz'un barış ve kardeşlik duygularımızı ve milli değerlerimize bağlılığı artırmasını diliyor ve Türk milletinin bayramını kutluyorum.
|
|
Dr. Devlet Bahçeli Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı |
Ergenekon / Nevruz Bayramı
Nevruz kelimesi, Farsça “Nev (yeni)” ve “Ruz (gün)” sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmiş olup “Yeni Gün” anlamına gelmektedir. Eski İran takvimine göre yılın ilk günüdür. İlkbaharın başlangıcı sayılan bir gündür.
Nevruz (Yenice-Yeni Gün), Türk Dünyası’nın kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan büyük coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan Bahar Bayramı’dır. Nevruz’un bir diğer adı da “Ergenekon Bayramı”dır. Bu isim geçmişten günümüze kadar hâlen çeşitli Türk boyları arasında kullanılmaktadır.
Nevruz, eski Türklerin ve İranlıların yılbaşı olarak kabul ettikleri bir gündür. Türkler için, Türklerin kurtuluşunu simgeleyen “Ergenekon Efsanesi” ile özdeşleşmiştir. Dolayısıyla Türklerin Farsça’dan aldıkları Nevruz kelimesini bu Bayramın adı olarak benimsemelerinden çok önceleri Türk geleneklerinde aynı bayram, “Ergenekon Bayramı” olarak bilinmekteydi ve çok canlı etkinliklerle kutlanmaktaydı.
Ergenekon/Nevruz, baharı ve bereketi, yeni yılı ve yılın başlangıcını çağrıştırır. Ergenekon/Nevruz, Türk kültüründe baharı, yaşama sevincini, suyu ve kutsal arınmayı, yenilenmeyi, uyanan doğa ile birlikte bolluk-bereketi ve üremeyi simgeleyen anlam ve öğelerle yüklüdür. Ergenekon/Nevruz, Yenisey-Orhun çevresinden, Altaylara, oradan da Hun Türklerinin Avrupa’ya yürümesiyle Macaristan’a ve Balkanlar’a kadar ulaşmış, Milâttan sonra 800’den itibaren Türklerin Hazar’ın güneyinden Anadolu’ya taşınmasıyla birlikte, yeni bir coğrafyada yaşanmaya-yaşatılmaya başlanmıştır.
Ergenekon Efsanesi’ndeki “400 yıl dört tarafı yüksek dağlarla çevrili bir vadide kalan Türk’ün yaşam kavgasında bir bahar günü tekrar ata yurduna dönerek özgürlüğüne kavuşmasının ve varoluşunu haykırmasının” simgelenişi Yeniden doğuş ve Kurtuluş kavramlarına dayanır. Bu simgesel aktarım ileriki yıllara bir ulusun kurtuluş günü olarak yansımış ve 21 Mart günü kurtuluş Bayramı olarak eski Türk geleneklerinde kutlana gelmiştir.
Milattan Önce 3. Yüzyıldan, Mete Han zamanından beri Türklerde var olan Ergenekon/Nevruz Bayramı, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından da 22 Mart 1922’de Ankara’nın Keçiören semtinde ‘Ergenekon/Nevruz şenlikleri’ adı altında düzenletilmiş ve kendisinin de katılımıyla, Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren kutlana gelmiştir.
Nevruz/Ergenekon Bayramı, günümüzde, milli ve dini bütünlüğümüzü parçalamak isteyen şer odakları tarafından, bölücülüğün simgesi haline getirilmeye çalışılmaktadır. Her yıl bölücü örgüt PKK ve yandaşları tarafından; emniyet güçlerine saldırılarak, Millet’in malı, dükkânı ve kamu kuruluşları yağmalanarak provoke edilmektedir.
Türk Milleti beş bin yıllık tarihine de, bayramına da sahip çıkmıştır, çıkacaktır da… Ergenekon/Nevruz Bayramı, Ramazan ve Kurban Bayramları’ndan sonra Türk Cumhuriyetleri’nin, tek ortak Bayramıdır.
1990 yılından itibaren bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri’nden Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki Tataristan 21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı’nı “Milli Bayram” olarak ilan etmişlerdir. Bu günün coşkuyla kutlanmasına büyük önem vermektedirler. Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz Bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi olan ve temeli 5000 yıllık Türk tarihine dayanan milli bir bayramdır ve resmi tatildir. Türkiye’de de 1991 yılında Türk Dünyası ile birlikte ortak bir gün olarak resmi tatil olmaksızın 21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı olarak ilan edilmiştir.
Ergenekon/Nevruz Bayramı, bugün Afganistan’da, İran’da, Irak’ta, Suriye’de ve bütün diğer Türk dünyasında; Çin Seddi’nden Adriyatik’e kadar, Hindistan’dan, Afganistan’dan, Yakutistan’a, Çuvaşistan’a, Tataristan’a, Moldova’ya, Macaristan’a ve Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada hâlâ, canlı bir şekilde yaşamakta ve yaşatılmaktadır.
Ergenekon/Nevruz Bayramı, Türk insanını birbirine kenetleyen ve Türk Dünyası’nda birlik beraberliği simgeleyen bir bayramdır. Ergenekon/Nevruz asırlar öncesindeki Ergenekon ruhunu hatırlatan ve bu ruhu kaybetmememizi sağlayan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden günümüze kadar yanmış ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak Türk Dünyası’nda binlerce ruhu ısıtacaktır.
Son olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul Milletvekili Atilla KAYA, “Nevruz’un milli bayram olarak kutlanması” yönünde kanun teklifi verdi. Bu duyarlılığından dolayı Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul Milletvekili Atilla KAYA’yı tebrik eder, Türkiye Cumhuriyeti’nde de, diğer Türk Cumhuriyetleri gibi Nevruz’un Milli Bayram olarak kabul edilmesini temenni ederim.
Baharı müjdeleyen Ergenekon/Nevruz Bayramı’nın Türk Dünyası’nda birlik, beraberlik ve başarıya vesile olması dileğiyle, Çin Seddi’nden, Adriyatik’e kadar Tüm Türk Dünyası’nın Ergenekon/Nevruz Bayramı Kutlu olsun…
Varolsun Kutlu Türkiye!
___________________________________ Nasrullah UZMAN
"Yaşlılar Haftası"
Basın Açıklaması
18 Mart 2008, Sali
Yaşlılarımız; geçmişin tecrübelerini bugünlere aktaran, milli kültürümüzü ve ahlakımızı yarınlara taşımamızı sağlayan kutsal insanlardır. Milletimizin hafızası konumundaki bu değerli insanlara teşekkürü bir borç biliyor, minnetle önlerinde eğiliyoruz.
Yaşlılık döneminde insanlar; ruhen ve fiziken zayıf düşmekte, ilgiye ve desteğe daha muhtaç hale gelmektedirler. Bu nedenle; İslam ahlakınca, saygıda kusur edilmemesi gereken yaşlılarımıza hürmet etmek, Türk kültürünce de en büyük erdemler arasındadır.
Türk milleti, tarih boyu yaşlı ve muhtaç insanlara hürmet göstermeyi karakteristik özelliği haline getirmiştir. Ulu Önder’in “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken, tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, geleceğe güvenle bakmağa hakkı yoktur” sözü bir devletin; yaşlılarına karşı göstermesi gereken tutum ve davranışların özeti mahiyetindedir.
Ancak bugün, devletin en önde gelen sosyal sorumluluklarından biri olan yaşlı ve emekliye hak ettiği yaşam standartlarını sağlayabilme görevi, mevcut hükümetin uygulamaları ile yaşlılarımız için bir cefaya dönüşmüştür.
Unutulmamalıdır ki; bizleri bugünlere getiren ve öğütleriyle yolumuza ışık tutan yaşlılarımıza hak ettikleri huzurlu yaşamı sağlamak hükümetin ve toplumun tüm fertlerinin görevidir.
Bu duygu ve düşüncelerle; bugünümüzün mimarları yaşlılarımızın “yaşlılar günü”nü minnetle kutluyoruz.
___________________________________ Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi
|